Mihrac Ural; Rojava’da Kürtler böylesi kırılgan böylesine zorlu vatan süreçlerinde devletin her yere ulaşamaması nedeniyle kendi yerel sorunlarının çözümü için yönetsel kurumlar oluşturmaları çok önemlidir ve desteklenmelidir de. Birkaç ilçe ve etrafındaki köylerden oluşan hiç bir şehir merkezi bulunmayan Rojava’da Kürt halkının bu atılımı aynı zamanda demokratik toplum yönünde bir adım olarak görülmelidir. Bu adımdan Suriye yönetimi sıkılmaz tersine desteğini vermesine karşın Türkiye’nin ve Barzani’nin gösterdiği sıkıntılı tutum hiçbir yanıyla Kürt halkının lehine değildir.
Bu adım esasında tüm ülkede özellikle ölüm şebekelerinin etkinlik kurmaya çalıştığı alanda ikame edilmesi gerçekten örnek bir adımdır. Bu adım ne bir bölünmedir ne de özerklik için yapılmış taktiksel bir manevradır. Halka hizmeti anında ulaştırmak için devletin bu görevi göremediği yerde ifa etme becerisidir. Kürtler bir etnik yapıdır. Mezhep değil ulusal bir topluluktur. Mezhepler inanç işleri için özel kurumlar kurabilirler ama toplumun idaresiyle ilgili siyasal kurum kuramazlar. Dini siyasete bulaştırmak isteyenlerin tüm çabası her mezhebe yönetsel bir alan ve kurum oluşturma yönündedir; bu aynı zamanda batılı güçlerin bölgemizde arzuladıkları böl yönet çabalarının da bir uzantısıdır. Lübnan’ın vuruşan zayıf düşmüş kantonlara bölünmek istenmesi ve Suriye’nin devletlere bölünmesinin ifade ettiği gerçekte burada anlam kazanır ki bu BOP’un ikame etmek istediği hedeftir
Suriye, bölünmeye yol açacak tavizini ne pahasına olursa olsun vermeyecektir. Sonunu kadar birliğini koruyacak, tarihten devralınan bu vatan gelecek kuşakların emaneti olarak korunacaktır.
15- Özellikle batı medyasında rejim saflarında savaşan Rus, İran ve Hizbullah askerlerinden bahsediliyor. Bunun gerçeklik payı var mı?
Mihrac Ural; Savaşa filen katılan Rus askeri hakkında hiçbir şey duymadım. Kastedilen Suriye halk ordusunda yer alan teknik elaman olarak Rus asker ve subaylarından söz ediliyorsa bu ayrı bir konudur. Bu teknik elamanlar barış döneminde de savaş döneminde de işleri başında görevlerini ifa ediyorlar.
İranlı asker ya da sivil birilerinin bu süreçte savaşa katıldığına dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır. En azından bizlerin bulunduğu yerde hiç bir İranlı askere rastlamadık ve duyumlarım içinde bu yönde bilgi bulunmamaktadır. Ancak Hizbullah ve hatta Iraktan gelen militanların olduğunu biliyorum ve bunların çoğunluğunun da Şiiler için mukaddes olan türbe ve çevresindeki yerleşim birimleriyle ilgili olduklarını biliyorum. Şam ve Halep’te özellikle Lübnan sınırına yakın alanlarda Kuseyr’de olduğu gibi Şam’da da Lübnanlı Hizbullah militanlarının mücadelede önemli roller aldığını biliyorum. Bunu çok doğal bir gelişme olarak değerlendiriyorum. Dünyanın dört bir yanından toplanan eli kanlı selefi şebekelerin akın akın Suriyeli katletmeye gelmesi karşısında Suriye’nin gerçek dostlarınca böylesi fiili duruşlar sergilemesi çok doğaldır. Suriye, Lübnan’a İsrail tarafından yapılan her saldırıda Lübnan halkına sahip çıktı, ordusuyla, askeri malzeme ve bilgisiyle bu savaşın bir parçası oldu. Doğal olarak da dostlarının vefa borcu var onlarda bunu ödemektedir; Suriye halkıyla omuz omuza vatan hanilerine, şer güçleri selefilere karşı bu savaşta yer almak aynı zamanda bölge halklarının da çıkarlarını savunmaktır.
Suriye’de savaş meşru devlet güçleriyle gayri meşru şebekeler arasında sürmektedir. Gayri meşru güçlerin yeryüzünün tüm serserilerini bir araya getirip, her türden lojistik ve askeri destek sağlanarak halkı katletmeleri karşısında Suriye halkının dostlarının sesiz kalacağı düşünülmemelidir. Bu şebekelerin tersinden de benzer iddialarda bulunmaları hiçbir zaman gerçekçi olamaz. Bu iddialar ciddi olsaydı ne Birleşmiş Miletler ne ona üye olan devletlerin meşruiyeti ne yeryüzünün hiçbir yönetiminin uluslar arası şer-i konumu geçerli olurdu. Buna yeryüzünün tüm ittifaklarını da eklemek yanlış olmayacaktır.
17- Çok insan öldu..ve Beşar Esad aleyhine çok yayınlar yapıldı...Cenevre’de geçici hükümet kurulması kararlaştırılsa ve Esad yönetimi bıraksa Suriye’de savaş son bulur mu?
Mihrac Ural; Savaşın son bulması dünya şer güçlerinin lojistik desteğini kesmesine bağlı. Türkiye 30 yıldır savaşıyor 5-6 bin gerillayla baş edemedi. Üstelik Kürtler kendi öz güçleriyle savaşmaktadırlar. Suriye’de henüz 3.Yılında savaş ve evrensel ölçekte destekleriyle eli kanlı şebekeler desteklenmektedir. Cenevre 2 bu savaşı sona erdirebilmesi için bu desteğin sona ermesi gerek, terör tüm ulusların ve ülkelerin sorunudur. Komşu ülkeler başta olmak üzere dünyanın güç dengelerini oluşturan taraflar bu işten el çekmeden kısa sürede bitmesi beklenmemelidir.
Beşşar Esad, Suriye’nin barış içinde ortak yaşamının önemli bir simgesidir. İki seçim ardından yönetime meşru yollarla gelmiştir. Başta Sünni halkın ezici çoğunluğunun desteğini almakta olup geride kalan tüm tarafların mutlak çoğunluğunu arkasında bulan bir Cumhurbaşkanı’dır. Hiçbir veri Suriye’de Başkan Esad kadar çoğunluğu temsil etmemektedir. Bir vatandaş olarak da Esad seçme ve seçilme hakkına sahiptir ve tüm kaygılarda buradan gelmektedir; Esad, aday olacağı her seçimde ezici çoğunlukla alır. Bu gerçeği bilen tüm şer güçleri, Cenevre 2’ye giderken halkın yolunu kesmek için Esad’a karşı engel oluşturmaya çalışmaktadır. Ancak Esad olmadan hiçbir barış görüşmesinin, hiçbir toplantının kıymeti itibarı yoktur: Suriye halkı böyle bir şeyi asla kabul edemez ve bu uğurda milyonlar ölümüne savaşmaya hazırdır. Dolaysıyla barışa ön şartsız gitmek demek, Esad şartıyla gitmemek demektir.
Esad Suriye’nin savaşı erdirmedeki son umududur. Bu umudu yitirmiş bir Suriye’yi bölünmekten kimse kurtaramaz. Suriye şemsiyesi altında halkın çıkarlarını savunmak ve ölümlere son vermek için Esad’ın dokunulmazlığı olan meşru vatan ilkelerinden biri olarak ele almak zorunludur. Suriye gerçeği budur.
Geçici hükümet ya da başka bir ara çözüm bir ülkenin dengelerini korumadan, bir ülkenin meşru temel ilkelerini göz önüne almadan barışı getiremez. Bu ilkeler üzerinde anlaşma olmalı öncelikle, salak bir petrol prensinin keyfi etkileri altında kurucu üyesi olduğu Arap Birliğinden Suriye’ye dışlayıp Fransız sömürgecilerinin dayattığı bayrak altında, kimi temsil ettiği bilinmeyen, halkın onayını almamış şebekeleri toplantı salonuna sokmakla olamaz. BM’nin devlet adına tek meşru güç olarak gördüğü bir yönetimi, bir ülkenin bayrağını elinin tersiyle itecek olan kimi taş kafalar, uluslararası anlaşmalarla meşruiyeti olan, evrensel hukukla koruma altında olan gücü keyfi kararlarla dışlayamaz. Savaşın son bulmasını isteyen irade bu temel ilkelere sadık olduğunu ve çevresinin buna uyacağını güvence altına almalıdır. Oysa hiç bir muhalif kesim diğerini temsil etme etkinliğinde değildir. Birbirini fidye için boğazlayan, birbirini kendi uydurmaları hükümet ve bakanlığında koltuk kavgasına düşmüş yüzlerce çetenin temsilci yeteneğine ulaşmadığı bilinmektedir. Uzatmalarla bu sorunu çözmesi için zaman tanınan muhalefetin bunu başaracağına dair hiçbir vere bulanmamaktadır.
Sonuçta görülecektir ki anlaşmanın altındaki imzada sadece Esad kurallara ve anlaşmalara uyacak diğerleri ise birbirini inkâr ve ihanetle suçlayarak alınan kararların hayata geçirilmesine katkıları olmayacaktır. Kimse kimseyi aldatmasın, ara süreç için bile Esad tek kurtarıcıdır. Savaşa son vermek isteyenler bunun önünde saygıyla eğilecektir.
Sözlerime zamanı hakem koyuyorum.
21- Bu kadar sure, savaş ve kandan sonra, Suriye’de ortak yaşam mümkün mü; yoksa bölgesel ayrışma mezhepsel ayrışma teşvik mi ediliyor? Sonuç nasıl olur sizce?
Mihrac Ural; Her şeye rağmen Suriye ortak vatan olarak tüm etnik dokuların ve inanç farklılıkların ülkesi olmaya devam edecektir. Suriye, Türkiye değildir. Bu tehlike hiç yoktur. Suriye bir coğrafyanın adıdır bir ırkın adı değil. Suriye 7000 yıllık uygarlık üzerine uygarlık kuran farklılıkların birlikte üst kimlik edindiği vatandır. Suriye bir imparatorluk üzerinde yeni bir ulusal devlet yaratmak için kurulmamıştır, o kadim zamandan beri ortak vatan yaratma etkinliğine katkı sunmuş emeklerin ülkesi ve adıdır. Suriye’nin farklı etnik topluluklarının kendi yerel sorunları için oluşturacakları kurumlarla ortak vatana zenginlik katma kaygıları olur. Özellikle soğuk savaş döneminin artıkları olan Arap milliyetçiliği aşıldıkça bu konudaki kaygılar da her alanda aşılmış olacaktır.
Suriye tüm Suriyelilerin, eşit, adil ve ortak kurucu oldukları bir ülke olarak birliğini koruyacaktır.
Devam edecek...
Röportaj: Cesîm Îlhanî / 7SABAH